Birçok diyet ve beslenme ürünleri var. Bunlardan bir tanesi de yapay tatlandırıcılar. Birçok kadın şekeri beslenmelerinden kesip yerine yapay tatlandırıcı veya bunları içeren yiyecek ve içecekler kullanmakta.
Yapay tatlandırıcılar yiyecekleri tatlandırmak için kullandığımız maddelerdir. Tatlandırıcılar içeceklerin, tatlıları, şekerlerin ve pastaların içine konur. İki türlü tatlandırıcı var; besleyici (kalori içeren) ve besleyici olmayan (kalori içermeyen)
Besleyici tatlandırıcılarda kalori vardır. Az miktarda kullanıldıklarında gebelikte güvenle kullanılabilir. Eğer kullanım miktarı artacak olursa fazla kilo alımına neden olurlar. Gebelik şekeri (gestasyonel diyabet), şeker hastalığı (diyabetus mellitus) ve insülin direnci olanlarda kullanım miktarı kısıtlanmalı. Besleyici tatlandırıcılar sukroz, dekstroz, bal, fruktoz, maltoz gibi şekerler içerir. Yapay tatlandırıcılar besinler içinde çok az miktarlarda kullanılarak yiyecek ve içeceklerin kalori içermeden tatlı olmalarını sağlar.
İki çeşit çay vardır; çay ve bitkisel çaylar. Çaylar siyah, yeşil ve siyah-yeşil karışımı olmak üzere 3 gurupta toplanır.
Antioksidan özelliğinden dolayı oldukça faydalı olmasına rağmen kafeinden dolayı gebelerin fazla tüketmemesi gerekir. Normal bir fincan çayda yaklaşık 40-50 mg kafein vardır. Kafeinsiz çaylarda bile fincanda 4 mg kafein bulunur.
Kafein plasentadan geçerek bebeğe ulaşır. Bebek bizler gibi kafeini vücuttan uzaklaştıramaz. Bu yüzden gebelikte ne kadar az kafein tüketirsek o kadar iyi olur.
Bitkisel çaylarda kafein bulunmaz. Bitkisel çaylardaki problem içerikleri hakkında yeterli bilgimiz olmadığı için bebek üzerindeki etkisini tam olarak bilemiyoruz.
Bazı bitkisel çaylar ”gebelik çayı” olarak satılmakta. Kırmızı ahududu yapraklarından yapılmış çayın preeklampsi, düşük tehdidi, uzamış doğum ve doğum sonrası kanamalarda faydalı olduğunu bilinmekte. Ahududu çayı ile yapılan çalışmalarda erken membran rüptürü (erken su kesesi yırtılması) olasılığını düşürdüğü gözlenmiştir.
(Muhtemelen Güvenli) Demirden zengin, uterus tonusunun iyi olmasını sağlar, süt üretimini arttırır, bulantı ve doğum sancılarını azaltır. Gebelik boyunca içmek yerine ikinci ve üçüncü üç aylık periyotta kullanılması daha uygun olur. İlk üç ay içilmemelidir.
(Muhtemelen Güvenli) Bulantı kusma ve gaz için yararlı olur.
(Muhtemelen Güvenli) Rahatlatıcı etkisi vardır ve sinirlilik, uykusuzluk ve endişede (anksiyete) yardımcı olur.
(Muhtemelen Güvenli) Bulantı ve kusmada yardımcı olur.
(Yeterli Bilgi Mevcut Değil) A vitamini, kalsiyum ve demir zengindir. Ödem çözülmesine yardımcı olur ve karaciğeri besler.
(Muhtemelen Güvenli Değil) A,C,K vitaminleri, kalsiyum, potasyum ve demir yüksek.
(Yeterli Bilgi Mevcut Değil) Kalsiyum ve magnezyum oranı yüksek, uykusuzluk ve eklem ağrılarına faydalı.
(Yeterli Bilgi Mevcut Değil) Çok iyi C vitamini kaynağıdır, immün sisteme yardımcı olur
(Muhtemelen Güvenli Değil) A,D,E,K vitaminleri içerir, gebeliğin son haftalarında K vitaminini destekleyerek doğum sonrası kanamaları azaltabilir.
Artık ilaçlar çoğunlukla doğal maddeler yerine sentetik maddelerden yapılmasına rağmen hala gebelikte beslenme ve bazı yaygın rahatsızlıkları ortadan kaldırmak için doğal bitki ve vitaminlerden yararlanmaktayız.
Doğal bitkilerin daha iyi, ucuz ve sağlıklı olduğuna bazı kimseler inansa da kadın doğum uzmanları gebe kadında kullanmayı tercih edemezler.
Bitkiler doğal olmasına rağmen bütün bitkiler gebelikte kullanımı güvenli değildir. Bitkilerde düşüğe, erken doğuma, rahim kasılmalarına ve bebeğe zarar veren maddeler olabilir.
Bilgi alınan kaynağa göre aynı bitkiler güvenli yada zararlı olarak belirtilmektedir. Ayrıca kullanılan miktarda önemli olmakta.
Örneğin biberiye bitkide bulunduğu miktarda güvenli iken ilaç dozunda kullanıldığında muhtemelen güvenli değil. Aynı şekilde sarımsak, ada çayı ve zencefil yüksek dozlarda gebelikte sakıncalı iken normal miktarları güvenlidir.
Aşağıdaki bitkiler gebelikte muhtemelen güvenli olanlardır.
Demirden zengin,uterus tonusunun artmasına yardımcı olur, süt üretimini arttırır ve bulantı ve doğum ağrılarını azaltır. Sadece 2. ve 3. trimesterde kullanılması önerenler var
Bulantı, kusma ve şişkinlik için faydalı
Bulantı ve kusma için faydalı
Bulantı, mide ekşimesi ve vajinal kaşıntı
Kalsiyum ve magnezyum zengin; endişe, kaygı ve deri iritasyonuna iyi gelir.
Omega-3 ailesi uzun zincirli çoklu doymamış yağ asidi ailesi olup sağlık ve gelişim için gerekli. Malesef bu yağ asidleri vücudumuz tarafından üretilemediği için besinler veya destekleyici tedavi ile almamız gerekir.
En faydalı omega-3 yağ asidleri EPA (eicosapentaenoic acid) ave DHA (docosahexaenoic acid). EPA ve DHA doğada birlikte bulunmalarına ve vücutta birlikte görev yapmalarına rağmen her birinin ayrı görevi vardır. EPA kalp, immün sistem ve inflamatuar cevap (yara iyileşmesi); DHA beyin, gözler ve merkezi sinir sistemini desteklemekte.
Yeterli miktarda omega-3 alımı prostaglandinlerin üretimi için önemlidir. Prostaglandinler kan basıncı, kanama pıhtılaşması, sinir iletimi, inflamatuar ve alerjik birçok fizyolojik fonksiyonu, böbrek ve gastrointestinal sistemin çalışmasını ve diğer hormonların üretilmesini kontrol eder.
Yiyeceklerdeki yağ asidlerinin çeşidine göre bazı tip prostaglandinler fazla miktarda üretilirken diğer çeşitler yetersiz olabilmekte. Prostaglandin üretimindeki dengesizlik hastalıklara yol açabilmekte.
Yüksek doz omega-3 ruhsal problemlerde kullanılmakta. Yeni yapılan çalışmalarda kanser, inflamatuar barsak hastalığı ve lupus ve romatoid artrit gibi otoimmün hastalıkların tedavisinde faydalı olmakta.
Omega-3 bebeğin sinir sitemi ve erken görsel gelişimi için gerekli. Ancak standart beslenme bu besinler açısından yeterli değil. Omega-3 ayrıca doğumdan sonra süt üretimi içinde önemli. Gebelikte omega-3 ün yüksek tüketimi bebekteki alerjik hastalıklar oluşumunu azaltmaktadır.
Omega-3 gebelik üzerinde de olumlu etki yapmakta. Preterm eylem ve erken doğum, preeklampsi azalmakta ve bebeğin doğum ağırlığı artmakta. Omega-3 eksikliğinde annede depresyon ihtimali artmakta.
EPA ve DHA için en iyi kaynak somon , tuna, hamsi ve ringa gibi soğuk su balıklarında vardır. Birçok gebe balıktaki cıva ve diğer ağır metallerden korkmakta. Bu nedenle omega-3 için balık yağı kullanılabilir.
Keten tohumu ve keten tohumu yağında kısa zincirli yani ALA (alfa-linoleic asid) omega-3 var. ALA vücutta uzun zincirli (EPA ve DHA) yağ asidlerine dönüşse de ihtiyaç için yeterli olmuyor. Balık yağı EPA ve DHA için daha iyi kaynak somon balıklarıdır.
Kaliteli balık yağı gebelikte güvenle kullanılabilir. Balık yağı üretilirken balıktaki cıva ve ağır metaller arındırılır. Güvenli tüketim için kaliteli markaları bulmamız gerekir.
Kaliteli balık yağları balık gibi kokmaz ve balık tadında olmaz.
Balık omega-3, B vitamini ve proteinlerden dolayı çok fazla besleyicidir. Ancak bu yüksek besin değerine rağmen sağlık için problem olan cıva nedeniyle sorun oluşturabilir. Cıva beyin ve sinir sistemi gelişimi için zararlıdır. Düşük cıva seviyeli balık en fazla haftada 340 gr, yüksek cıva içeren balık ise ayda en fazla 3 kez 170 gr tüketilebilir. Gebelikte sağlıklı beslenme için balık yemeyi bırakmamız kesinlikle mantıklı değil. Çünkü balık birçok faydalı besin içerir. Cıva nedeniyle kesinlikle kaçınmamız gereken 4 tip balık vardır; köpek balığı, uskumru, kılıç balığı ve tile balığı.
En Fazla Cıva İçerenler: Yememek gerekir.
Fazla Cıva İçerenler: Her ay en fazla 3 kez 170 gr yenilebilir
Az Cıva İçerenler: Her ay en fazla 6 kez 170 gr yenilebilir
En Az Cıva İçerenler: Her hafta 2 kez 170 gr yenilebilir
Ton balığında cıva seviyesi yakalandığı yere göre değişmekte.
Kafein uyarıcı ve diüretiktir. Kafein uyarıcı olduğu için kan basıncı ve kalp hızını arttırır. Gebelikte kan basıncı ve kalp hızının artmasını istemeyiz. Kafein ayrıca idrar miktarını arttırır. İdrar miktarı artınca vücut sıvılarında azalma ve bunun sonucunda dehidratasyona (sıvı azalması) neden olur.
Kafein plasentayı geçer. Bebeğin kafeini yıkması anne kadar kolay olmayacağı için bebeğin vücudunda birikir. Kafein anne karnında bebeğin uyku periyotlarının, hareketlerinin ve gelişiminin bozulmasına neden olabilir.
Kafein sadece kahvede bulunmaz. Ayrıca çay, çikolata ve hata birçok ağrı kesici içinde bulunur. Tükettiğimiz şeylere dikkat etmemiz gerekir.
İddia: Kafein insanda doğum defektlerine sebep olur.
Gerçek: Hayvanlarda yapılan çalışmalarda kafeinin doğum defekti, erken eylem, kısırlık oranında artış ve düşük doğum ağırlığı gibi problemler yol açtığı gözlenmiş ancak insanda yeterli çalışma yapılamamış.
İddia: Kafein kısırlığa yol açar.
Gerçek: Bazı çalışmalarda yüksek miktarda kafein tüketimi gebe kalmayı zorlaştırdığı gözlenmiş.
İddaa: Kafein düşüğe neden olmakta
Gerçek: Günlük 200 mg dan fazla kafein tüketimi düşük oranında 2 kat artışa neden olabilmekte. Bu miktar günlük 12 fincan kahveye karşılık gelmekte.
İddia: Gebe kadının hiçbir şekilde kahve tüketmemesi gerekir.
Gerçek: Normal miktarda kahvenin gebelikte hiçbir sakıncası yoktur.
Günlük kafein tüketimimiz ne kadar az ise o kadar iyi olur. Tüketim miktarımızı azaltmak hem kendi hem de bebeğimizin sağlığı için daha iyi olur.
Tuz hem gebelikte hem de normal zamanda kötü şöhreti var: her gün tuz tüketimi ve sağlık problemi ile ilgili yeni bir bilgi ortaya çıkmakta. Ancak gerçek böyle değil. Tuzun içeriğindeki sodyum olmaksızın özellikle gebelikte vücut fonksiyonlarını düzgün yapılamaz. Sorun gereğinden fazla tuz tüketimi olduğunda ortaya çıkar.

Sodyum vücudun sıvı dengesini, sıcaklığını ve pH (asit-baz) seviyesini ayarlayan elementtir. Sodyum klor ile birlikte tuzu (NaCl) oluşturup birçok yiyeceğin içeriğinde bulunur. Vücutta yeteri kadar sodyum olmazsa kaslar sinirler ve organlar gerektiği gibi çalışmaz.
Gebelikte vücut sıvı hacimleri artar ve sodyum her şeyin dengede olmasına yardımcı olur. Sofra tuzuna eklenen iyot bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimi için çok önemlidir. İyot eksikliği erken doğum, ölü doğum ve sinir sisteminde gelişme geriliğine neden olabilir.
Dünya sağlık örgütüne göre vücudun günlük sodyum ihtiyacı 2,3 mg bu da 6 gr tuza karşılık gelir. 1 çay kaşığı tuz 6 gr yapar. Gebelikte de aynı miktar tuz yeterlidir. Ancak tansiyon hastalarında ve 50 yaş üzerinde günlük 1,5 mg sodyum yeterli olacaktır. Ancak ortalama sodyum tüketimi 4 mg lar civarında.
Gebelikte vücut sıvı dengesi büyüyen bebeği desteklemek için değişime uğrar. Bütün vücut hücreleri düzgün çalışabilmek için ve beyin ve diğer dokular arasındaki iletişim için sodyuma ihtiyaç duyar.
Yüksek miktar tuz ile kan basıncı arasında ilişki vardır. Tuz böbrekleri etkileyerek vücutta fazla su tutulumuna neden olur. Fazladan vücutta biriken su kan hacminin artmasına ve buna bağlı olarak kan basıncında artışa neden olur. Özellikle yüksek tansiyon sorunu olanlarda tuz alınımın azaltılması tansiyonun düşük olması ve buna bağlı olarak inme, kalp ve diğer yüksek tansiyon bağlantılı sorunların daha az riskli olmasına yardımcı olur.
Gebelikte de gebe olmadığımız dönemdeki kadar yani günde 1 gr tuz yeterli olur. Sağlıklı seviyelerde kalabilmek için günlük en fazla 6 gr tuz tüketilmeli. Bu miktar tuzun içinde 2,4 gr sodyum vardır.
Çoğumuz günlük yaşamamızda ihtiyacımızdan çok fazla tuz tüketmekteyiz. Hazır gıdaların çoğunda bulunan tuz günlük almamız gereken tuz miktarının önemli bir bölümünü karşılamakta. Eğer fazla tuzlu gıda tüketimi yapıyorsak mutlaka tuz diyetine dikkat etmeliyiz.
Tuz yiyeceklerin lezzetini arttırmak ve bazı yiyeceklerin korunması için gerekli. Tuzu yiyeceklerden azalttığımızda 3 hafta içinde tuzdaki azalma nedeniyle hissettiğiniz lezzetsizlik ortadan kalkmakta ve yiyeceklerin doğal tadı hissedilmekte.
Tuzu azaltmak için:
İyot bebeğin beyin gelişimi için gerekli olan bir mineraldir. Yiyeceklerimizde yeteri kadar iyot olmadığı için kullandığımız tuzun iyotlu olması beyin gelişimi için gerekli. Ancak iyot alınımını arttırmak için fazla tuz almak tavsiye edilmez.
Gebelikten önceki hipertansiyon gestasyonel hipertansiyon ve preeklampsi gelişmesi ile doğrudan bağlantısı olmasına rağmen diyetteki tuz kısıtlamasının gestasyonel hipertansiyon tedavisinde çok fazla önemi yoktur. Gestasyonel hipertensiyon ve preeklampsi gelişmesini önlemek için gebelikte ileri derecede tuz kısıtlamasına gidilmesine gerek yoktur. Ancak tuz alımının gebeliktede normal sınırlarda tutulması gebeliğe bağlı olmayan hipertansiyon için önemlidir.
Siz alkol kullandığınızda bebeğinizde kullanmış olur. Alkol direk plasentadan geçer. Gebelikte sürekli alkol kullanmak bebeğin Fetal Alkol Spektrum Bozukluğu olmasına neden olmakta.
Alkol teratojendir. Teratojenler gelişim için zararlı maddelerdir.
Alkol plasentayı geçer. Bebek çok küçük olduğu için alkol bebeğe geçtiğinde anneye oranla daha yavaş parçalanacağı için bebeğin vücudunda daha uzun süre kalır. Bu da bebekte geriye dönüşümü olmayan zararlar verebilir.
Alkolün güvenli olan bir miktarı yoktur. Alkol içeren bütün içecekler bebeğinize zararlıdır.
Gebelilik boyunca bebek sürekli büyür. İlk 4 hafta içinde bebeğin kalbi, sinir sistemi, gözleri, kolları, ve bacakları gelişir. Bebeğin beyni 3. haftada gelişmeye başlayıp gebelik boyunca devam eder. 3. trimesterde (son 3 ay) bebek hızlıca büyür. Bu dönemlerde alkol tüketimi olursa bebekte problemler olacaktır.
Fazla ve düzenli alkol kullanımı Fetal Alkol Sendromu veya Fetal Alkol Spektrum Bozukluğu’na neden olur. Bu ömür boyu geriye dönüşümü olmayan fiziksel, zihinsel ve davranışsal bozukluklara sebep olmakta.
Gebeliği öğrenir öğrenmez alkol alımı durdurulmalı. Ne kadar erken bırakırsanız o kadar iyi olacaktır.
Bilinen güvenli miktar yok. Ne kadar çok alkol tüketilirse problem olma ihtimali o kadar artacaktır.
Gebelikte artmış hormonlar bağlı olarak akne gibi ciltte değişiklikler olur. Akne gebe olmayanlarda roakutane, retinol, tetracycline gibi ilaçlarla tedavi edilir. Ancak bu ilaçlar gebelerde kullanılmaz.
Grup X. Gebelikte ilk trimesterde (ilk 3 ay) bu ilaca maruz kalan bebeklerin %25-30 unda anormallikler gözlenmekte. Bunlar Beyin yüz defektleri (kraniofasial defekt), kalp defektleri ve merkezi sinir sistemi defektleri. Ayrıca düşük ve anne karnında ölüm oranlarında da artış olmakta.
Grup C. % 10 olasılıkla kana geçip bebeğe ulaşabilmekte. Gebelerde kullanımı şüphelidir.
İlaca başlama aynı roacutane gibi
Grup D. Kemik gelişimini engeller ve dişlerde lekelenmeler yapar. Gebelikte çok gerekli olmadıkça kullanılmamalı. Süt verme döneminde kullanmanın herhangi bir sakıncası yoktur.
Eğer gebe kalmayı düşünüyor veya hamileyseniz ve ilaç suistimali yapıyorsanız mutlaka yardıma ihtiyacınız vardır. Bu ilaçlar sadece size değil bebeğinize de zarar verecektir.
Bazı sık kullanılan ilaçları sınıflandırırsak:
Bu ve benzeri ilaçları kullanıyorsanız mutlaka doktorunuzu bilgilendirmelisiniz.
Annenin kullandığı her şeyin bebeğe ulaşma ve sonrasında fayda veya zarar verme ihtimali vardır. Besinler ve oksijen bebeğe ulaşır ve olumlu katkıda bulunur. Alınan her ilaç plasentayı geçip bebeğe ulaşacaktır. Bu ilaçların alınma zamanları ve miktarları bebeği etkileyecektir.
İlaç suistimali yaptığınızı düşünüyor ve gebeyseniz bunu mutlaka doktorunuzla paylaşın.
Temizlik malzemelerinin çoğu gebelikte güvenle kullanılabilir. Çamaşır suyu bile kullanılabilir. Temizlik malzemelerini kullanırken temizlik yapılan yerde havalandırma iyi yapılmalı. Fırın içi banyo ve tuvaletlerde havalanma daha az olacağı için daha dikkatli olunmalı. Temizlik malzemelerinin kullanım uyarılarına dikkat edilmeli. Malzemeler kesinlikle birbirleriyle karıştırarak kullanılmamalı.
Kanun dışı ilaçlar bebek için çok tehlikelidir. Bu ilaçların kullanımı düşük, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, plasenta abruptia (plasentanın ayrılması), bebek ölümü ve hatta anne ölümüne sebep olabilir.
Plasentadan bebeğe geçer. İçerdiği maddeler nedeniyle bebeğin oksijen alımını bozar. Esrar kullanan gebeler çoğunlukla beraberinde alkol ve sigarada kullanmakta. Esrar kandaki karbondioksit ve karbonmonoksit oranını arttırır ve bunun sonucunda bebeğe giden oksijen miktarı azalır. Esrar kullanımı düşük, düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve davranışsal ve öğrenme problemlerine yol açar.
Plasentadan bebeğe geçer. Bebekten atılımı anneye göre daha yavaş olduğu için bebeğin vücudunda daha uzun süre kalır. Erken dönemde kokain kullanımı düşük riskini arttırır.Geç dönemde ise plasenta abruptia (plasentanın ayrılması) neden olur. Plasenta abruptia şiddetli kanama, erken doğum, ve fetal ölüme yol açar. Kokain kullanan annelerin bebekleri küçük kafalı ve gelişme geriliği olan bebeklerdir. Ayrıca bu bebeklerde yoksunluk sendromu (kokain alınamaması) nedeniyle titreme, uykusuzluk, kas spazmı ve beslenme problemleri görülebilir. Genital bölge, böbrek ve beyinde eksiklikler gözlenebilir.
Çok fazla bağımlılık yapar. Doğmamış bebek bile bağımlı hale gelir. Gebelikte eroin erken doğum, düşük doğum ağırlığı, hipoglisemi (kan şekeri düşmesi), beyin içi kanama ve anne karnında ölüme neden olabilir. Doğum sonrası bebeklerde yoksunluk sendromu (eroin alınamaması) nedeniyle bebeklerde huzursuzluk, konvülzyon, ishal, ateş, uyku düzensizlikleri ve eklem sertliği olmakta.
Her iki maddede halüsinojendir. PCP kullanımı düşük doğum ağırlığı, kas kontrolünde zayıflık, beyin hasarı ve sık kullanılırsa yoksunluk sendromu görülür. LSD sık kullanılırsa doğum defektleri oluşur.
Amfetamin
Anne ve bebekte kalp atımını hızlandırır. Kokaine benzer problemler oluşturur. Oksijen azlığına bağlı olarak düşük doğum ağırlığı, erken doğum, düşük, plasenta abruptia gözlenebilir. Doğum sonrası bebekte yoksunluk sendromu olarak titreme, uykusuzluk, kas spazmı ve beslenme problemleri gözlenir. İleri yaşlarda öğrenme zorluğu olabilir.
En fazla merak edilen konulardan biride gebelik sırasında veya öncesinde kullandığımız ilaçların güvenli olup olmadığı. Gebelikte ilaç kullanımında en önemli dönem son adet tarihinden itibaren 3. ile 8. hafta arasıdır. Bu dönem organların oluştuğu dönemdir. Bu periyotta mümkün olduğu kadar ilaç kullanmaktan sakınmalıyız.
İlaç kullanmamız gereken durumlarda mutlaka doktorunuza haber vermelisiniz. Organ oluşumu döneminde ve daha sonrasında ilaç kullanırken kar zarar hesabı yapılır. İlaç kullanmayınca oluşacak sorunlar anne ve bebeğe zarar verecekse ilaç kullanılabilir. Kullanılacak ilaç zorunluysa doktorunuz tarafından aynı faydayı sağlayacak ve bebeğe daha az zarar verebilecek ilaçla değiştirilebilir veya mümkün olan en düşük dozla tedavi planlanır.
Böcek ilaçlarının çoğu böceklerin sinir sistemlerine zarar veren kimyasallar içerir. Gebeliğin ilk 3 ayında bebeğin sinir sistemi çok hızlı geliştiği için böcek ilaçları ile temastan kaçınmalı. Tarım alanlarına yakın oturuluyorsa tarım ilaçlaması yapıldığı dönemde kendimizi korumalı. Böcek ilacına maruz kalan gebelerde yarık dudak, nöral tüp defektleri, kalp anomalileri ve kol bacak anomalileri görülmekte.
Yaz aylarında çoğu kimse eğlence parklarına gitmekte. Maalesef buralardaki eğlence aletlerinin çoğu gebeler için sakıncalıdır. Buradaki aletlerde hızlı başlama ve durma, zıplama, ani dönme, basınç artışı gibi hareketler uterusta problem ve bebeğin eşinde ayrılmaya (plasenta abruptia) neden olabilir. Plasenta ayrılması düşük ve başka problemler neden olabilir.
En iyisi bebek karnında iken değil elindeyken eğlence parkına gitmek daha güvenli olacaktır
Gebelikteki kas ağrılarından dolayı jakuzi iyi bir seçenek gibi dursa da Vücut ısısında anormal yükselmeye (hipertermi) neden olur. Gebelikte 38.3 C üzerindeki sıcaklıklara dikkat etmek gerekir. Gebelikte vücut sıcaklığının 39 C üzerine çıkartılmamalı. Özellikle ilk 3 ay içinde olan yüksek sıcaklıklar bebeğe zarar verebilir.
Herhangi bir komplikasyon olmadığı sürece seyahat gebelikte güvenlidir. Gebelikte seyahat için en ideal zaman 2. trimesterdir. İlk üç ayda çoğunlukla bulantı ve kusma son üç ayda ise yorgunluk nedeniyle gezmek sorunlu olabilir.
Araba, otobüs, tren, gemi ve uçak seyahat için uygun olmasına rağmen daha rahat etmeniz için yapmanız gereken şeyler vardır:
Uçak ile seyahat güvenli ancak aşağıdakilere dikkat edersek uçak seyahatimiz daha güvenli ve rahat olur:
Bulantı ve kusma ile ilgili problem dışında gemi seyahati oldukça güvenlidir.
Gebelikte sigara kullanımı, gebelik sigarayı bırakmanız gereken bir dönemdir. Hatta çoğu gebede olduğu bu dönemde gibi sigaraya karşı isteksizlik olması sigarayı bırakmanız için bir şans olabilir.

Sigara içtiğinizde nikotin, kurşun, arsenik ve karbon monoksit gibi bütün zehirler bebeğinizi de geçer ve bebeğinize oksijen ve besin geçmesini engellerken bebekten zararlı atıkların anneye geçmesine de engel olurlar. Böylece bebeğin gelişim problemi olur.
Gebeyken içilen sigara düşük doğum ağırlığında %20-30, erken eylemde %14, ve bebek ölümünde %10 artışa neden olur.
Sigara dumanında kalmak bile sigara içmek gibi bebekte aynı sorunları oluşturacaktır.
Sigara içen gebelerin bebeklerinde soğuk algınlığı, akciğer problemleri, öğrenme güçlüğü ve fiziksel gelişme geriliği daha fazla olmakta.
Bebek doğduktan sonra bebek yanında sigara içmeye devam eden bebeklerde daha fazla soğuk algınlığı, öksürük ve ortakulak iltihabı gözlenmekte. Duman nedeniyle bebeklerde bronşit ve pnömoni (zatüre) daha sık olmakta. Uzun vadede astım, solunum problemleri, öğrenme güçlüğü ve kanser riski artmakta.
Eşler gebelik boyunca cinsel aktivitenin güvenli olup olmadığını merak ederler. Engel bir durum olmadığı sürece cinsellik gebelikte devam edebilir.
Vücutta olan değişikliklerden dolayı daha rahat olabilmek için değişiklikler yapmanız gerekir:
Gebelikte egzersiz genel olarak gelişen bebeğiniz için iyidir. Ancak bazı egzersiz ve spor bebek için problem olabilir.
Gebe kalan atletler gebelikte egzersize devam ettiklerinde daha az kilo alıp bebekleri daha zayıf olmakta. Gebelik boyunca komplikasyonlardan korunmak için koşmayı bırakılmalı.
Gebelikte bisiklet sürerken dengeye dikkat etmek gerekir. Özellikle son 3 ayda denge problemi ve buna bağlı olarak kaza ihtimali artar.
Düşük ve gebelik komplikasyonu daha önceki gebeliklerde olmuşsa ağırlık kaldırma egzersizlerinden kaçınılmalı.
Hem su hem de karda kayakta düşme ve yaralanmalar fazlaca olur. Kayak gebelikte tercih edilmemeli.
Dalış sonrası yüzeye dönüşte basınç değişikliğine ve daha ciddi boyutta olursa vurgun nedeniyle anne ve bebekte komplikasyonlar olabilir. Doğum defektleri ve erken doğum gelişebilir. Gebelikte önerilmez.
Aerobik egzersizi genel olarak anne ve bebek için faydalıdır. Yüksek darbeli aerobik, atlama, zıplama, sıçrama ve dönme hareketleri nedeniyle önerilmez. Düşük darbeli aerobik gebelikte yapılabilir.
Temas sporlarında direk karna darbe gelme ihtimali yüksek olması nedeniyle gebelikte önerilen sporlar değildir.
Bazı araştırmalarda 2400 m üzerinde yaşayanlarda gebelik komplikasyonlarında artış bildirilmiştir. 2300 m üzerinde yaşayan gebelerin egzersiz yapmamaları uygun olur.
Gebelikte röntgen film çektirmenin zararlı olduğunu herkes duymuştur. Bu doğrudur ancak bazı durumlarda film çektirmemek çektirmekten daha zararlı olabilir. Sağlıklı anne sağlıklı bebek için gereklidir.
Genel olarak gebelikte Röntgen filmi çektirmek güvenlidir. Ancak yinede bu konuda çekinceler olduğu için zorunlu hallede çektirilmeli. Gebelikte röntgen film çektirmenin zararlı olduğunu herkes duymuştur. Bu doğrudur ancak bazı durumlarda film çektirmemek çektirmekten daha zararlı olabilir. Sağlıklı anne sağlıklı bebek için gereklidir.
Bütün x-ışınları aynı değildir. Çoğu çekimde rahim ve bebeğe giden ışın miktarı azdır. Diş film çekimindeki x-ışınları kuvvetli olduğu için sadece diş bölgesi ışına maruz kalmalı. Kol, bacak, göğüs film çekimlerinde rahme giden ışın az iken karın, mide, kasık, alt sırt, böbrek çekimlerinde ışın miktarı daha fazla olur.
Tek bir film çektirmenin tespit edilen bir zararı yoktur. Ancak fazla miktarda ışına maruz kalma bebekte sorun oluşturabilir.
CT (bilgisayarlı tomografi) röntgen ışınlarını kullanarak iç organların 3 boyutlu görüntüsünü elde ederek çalışan tanı koymaya yardımcı bir araç. CT deki radyasyon seviyesi normal filmden daha yüksek. Normal bir çekimde alınan radyasyon miktarı doğada 3 yılda aldığımız radyasyona eşdeğer.
Tek film çekiminde alınan radyasyon miktarının embryo ve fetüse zararı olmaz. CT çekimi gebelikte kar zarar hesabı yapılarak çekilmesi zorunlu olmadıkça önerilmez.
Süt verme döneminde CT çekimi sırasında kullanılan ilaçlar 24-48 saatte vücuttan atıldıkları için bu dönemde emzirmemek gerekir.
MR çekiminde röntgen ışınları yerine magnetik ortam oluşturularak vücut sıvılarındaki hidrojen atomlarının dizilişine göre iç organların 3 boyutlu görüntüsü alınır. Gebelikte MR çektirmenin bilinen bir yan etkisi yoktur. Gebe olmayanlarda MR çekimiyle ilgili sakıncalar gebeler içinde geçerlidir.
Gebelikte diş muayenesi ve temizliği sadece güvenli değil zorunludur. Hormon seviyesindeki artış nedeniyle diş etleri şişer, kanar ve yiyecek artıkları daha fazla tahrişe neden olur. Koruyucu diş hekimliği gebelikte önemlidir. Sadece koruyucu tedavi değil gebeliğin oluşturduğu sorunları da tedavi etmek gerekir.
Birçok kadında gebelikte diş ve ağız ile ilgili sorun olmasa da bazı sorunlar oluşabilir veya var olan sorunlar daha kötüye gidebilir. Düzenli kontrol önemlidir.
Gebelik Gingiviti: Gebelikteki hormonal değişiklikler ağız içinde değişikliklere neden olur. Diş etlerinde şişlik, hassasiyet ve kanamalar görülür. Tedavi edilmezse diş etlerinde daha ciddi problemler oluşur.
Diş Çürükleri: Daha fazla karbonhidrat tüketmek diş çürüklerini arttırır. Bulantı ve kusma ağızda acid miktarında artış yapar; böylece diş mineleri daha kolay hasar görür. Diş fırçalamak gebelikte kusma refleksini arttırsa da mutlaka yumuşak fırça ile fırçalamaya devam edilmelidir. Diş çürükleri ve enfeksiyonu çok nadiren erken doğum, preeklampsi, gelişme geriliği ve gestasyonel diyabete neden olabilir.
Çürük tedavisi ve dolgu enfeksiyon ihtimalini oldukça azaltacaktır. Diş tedavisi için en uygun zaman 2. trimester dönemi. Son 3 aya girildiğinde tedavi çok uygun olmaz. Diş beyazlatma ve diş kozmetiği ile ilgili tedavileri gebelik sonrasına ertelemek daha uygun olur.
Gebelikte diş bakımına mutlaka özen göstermeliyiz.
• Günde 2 kez flor içerikli diş macunu ile orta sert veya yumuşak fırça ile fırçalamalı
• Koruyucu muayene ve temizlik yapılmalı
• Acil olmayan tedaviler gebelik sonrasına ertelenmeli.
Diş tedavisi sırasında kullanılan ilaçlardan lidokain (lokal anestezik) B grubu ilaç olup gebelikte güvenle kullanılabilir. Penisilin, amoksilin ve klindamisin gibi antibiyotiklerde B grubu ilaçlardan olup yine güvenle kullanılabilirler. Diş hekimi tarafından yazılan ilaçların kontrolünü doğum hekiminin yapması her zaman daha güvenli olur. Kullanılacak ilaçların vereceği zarar diş enfeksiyonlarının yanında çok az olduğunu bilmemiz gerekir.
Gebelikte diş filmi çekilebilir. Diş filminde ışın miktarı çok az. Ayrıca film çekimi sırasında kurşun gömlek giyilmesi bebeğin x ışınlarına maruz kalmasını çok büyük oranda engelleyecektir. Film çekmek güvenli olmasına rağmen ilk 3 ayda fetus x ışınlarından etkilenebileceği için bu işlemi ilk 3 aydan sonraya ertelemeliyiz.
Diş çekimi diş tedavisinde tercih edilen en son seçenektir. Eğer diş çekimi zorunlu ise ikinci üç aylık dönemde yapmak en sağlıklı olan dönemdir. Diş filmi, lokal anestezi ve uygun antibiyotikleri kullanabildiğimiz için diş çekiminin gebeliğe ve bebeğe bir zararı yoktur. Son 3 ay da ilk 3 ay gibi diş çekimi ve tedavisi için tercih etmediğimiz dönemdir.
Diş çekimi gibi gebelikte kanal tedavisi gerekli ise 2. üç aylık dönemde yaptırabiliriz. Tedavi olmazsa diş apsesi gelişirse sistemik enfeksiyona neden olabilir. Bu durum da erken doğuma neden olabilir.
Diş beyazlatmanın yapılabilmesine rağmen acil olmayan bir durum olduğu için diş beyazlatma işlemi doğum sonrasına bırakmak uygun olur.
Gebelik planı olduğunda hamile kalmadan önce ihtiyaç varsa diş tedavisini yaptırmak gebelik süresince sorun yaşama ihtimalini azaltacaktır. Düzenli fırçalama ve periyodik muayene gebelik süresince diş tedavisi olmamamızı sağlayacaktır.
Gebelik size doğal bir parlaklık verir. Gebelikte parfüm kullanımı güvenli olmasına rağmen parfümler karşı daha duyarlı hale gelinebilir. Bazı kokular bulantı, baş dönmesi, sarsıntı ve baş ağrısına neden olabilir. Bazı problemlerin olmasını engellemek için başlangıçta parfüm kullanmayıp daha sonra kendinize uygun parfümü kullanmanız daha doğru olur.
Parfüm yerine güzel kokulu vücut spreyleri daha az alkol içerikleri ve daha hafif olmaları nedeniyle gebelikte tercih edilebilir. Nane, zencefil gibi kokular bulantı için iyi gelir. Birçok gebede meyve kokuları bulantıyı azaltıp, kendini daha yenilenmiş ve daha zinde hissetmesine neden olur.
Gebelikte hormon değişikliğine bağlı olarak karın, bacak, meme ucu ve diğer bölgelerde tüylenmede artış olur. Bu tüylenmelerden tıraşla kurtulmanın herhangi bir sakıncası olmaz. Karnınızın büyümesine bağlı tıraştan zorlanırsanız mutlaka yardım alarak yapmanız gerekir. Gebelikteki tüylenme sizi rahatsız etmiyorsa traş etmeyin. Gebelik sonrası fazla tüyler kaybolacaktır.
Elektrolizisin gebelikte güvenli olup olmadığı ile ilgili kesin çalışmalar yok. Elektrolizisin bebeğe olan etkilerini bilmediğimiz için önermiyoruz. Eğer elektroliziz yaptıracaksanız süt vereceğiniz için son üç aylık dönemde meme ucuna ve doğum yaklaştığı haftalarda çok hassas olacağı için karın bölgesine yaptırmamanız uygun olur.
İki tip elektroliz yöntemi var; termoliziz ve galvanik elektroliziz. Termolizizde diyatermi (ısı tedavisi), radyo dalgaları, kısa dalga veya yüksek frekans kullanılır. Galvanik elektrolizizte aletten minik elektrik akımı gönderilir ve geri döner. Bebeğin amniyotik sıvısı elektrik kondüktörü vazifesi görür. Bu yüzden galvanik elektroliziz önerilmez.
Lazer tüy ve kıllardaki koyu pigmenti hedef alarak kıl ve tüy folikülünde termal ve mekanik hasar oluşturur. Lazer epilasyon hakkında da güvenli olup olmadığı ile ilgili yeterli çalışma yok. Bebeğe olan etkilerini tam olarak bilmediğimiz için gebelikte önermiyoruz. Yine elektroliziste olduğu gibi süt vereceğiniz için son üç aylık dönemde meme ucuna ve doğum yaklaştığı haftalarda çok hassas olacağı için karın bölgesine yaptırrılmaması uygun olur.
Ağda yaparken gebelikte cildiniz farklı reaksiyon gösterebilir. Cilt daha hassas olduğu için ağda öncesi ve sonrası antiseptik losyon yanma ve batmaları azaltır. Ayrıca enfeksiyonu önler, iritasyonu ve ağdadan dolayı oluşacak kızarıklığı azaltır. Gebelilikte bilinene bir yan etkisi yoktur ancak size özel durumlar için yapmadan önce doktorunuzla görüşmelisiniz.Tüylenmenin Daha Az Ağrılı Çözümü; Krem ve Kıl Dökücüler
Kıl dökücülerin içinde baryum sülfat tozu ve kalsiyum thioglycolate vardır. Bu maddelerin gebelikte bilinen bir zararları yoktur ancak detaylı araştırma yapılmamıştır. Kullandığınız herhangi bir kozmetiğin ciltte oluşturduğu reaksiyonu görmek için bir miktarını sürerek gözlemleyebilirsiniz. Kimyasallar oksijen ile karşılaştıklarında farklı bir koku yayarak sizde rahatsızlık oluşturabilir ve nadiren alerjik reaksiyona sebep olabilir.Tüylenmenin İstenilen Zamandaki Çözümü; Tıraş
En kolay olmasa bile gebelikte tüylerden kurtulmanın en ucuz ve en sık kullanılan yöntemi tıraş. Cildinizi iyice nemlendirdikten sonra tıraş yapmanız uygun olur. Nemlendiricilerde E vitamini kapsayan, kokusuz ve renksiz olanı tercih etmelisiniz.
Saç bakımı sırasında kimyasallar ve boyalar kullanılmaktadır.
Saç bakımında kullanılan kimyasallar sürekli değişip yenilenmekte. Bu maddelerin gebelikteki etkilerini değerlendirmek çoğu zaman mümkün olmamakta.
Kimyasalların deri yoluyla emilmeleri çok az miktarlarda olur. Vücuttaki çok düşük miktarlar bebekte problem oluşturmaya yetmeyecekleri düşünülüyor. Perma yapılırken kullanılan sabitleyiciler saç derisinde rahatsızlık verir fakat emilerek vücuda geçmeleri çok az orandadır. Düzleştirici sıvılar da sabitleyiciler gibidirler.
Saç boyalarının deriden emilimi çok düşük miktarlarda olmakta. Buna rağmengebelikte saç boyanması özellikle ilk 3 ayda önerilmemekte.
Deri yoluyla emilme çok az olmasına rağmen işlem sırasında boya nefes yoluyla akciğerlere ve kan dolaşımına geçerek bebeğe zarar verebilir. Kalıcı boyalar amonyak içeriği nedeniyle kolayca uçucu olabilirler. Amonyak içerikli boyalardan özellikle sakınılmalı.
Yarı kalıcı boyalar gebelikte kalıcılara göre daha güvenli. Yarı kalıcı boyaların deriden emilmeleri daha zor.
Kına gibi bitkisel boyaları güvenle kullanabilirsiniz.
Maalesef vücuda emilen kimyasallar aynı şekilde süte de geçebilir.

Hamilelikte (gebelikte) hangi durumda aşı yapılmalı sorusu en çok sorulan sorulardan biridir. Sağlıklı bir bebek için gebelik öncesi ve gebelikte aşılarımızın tam olması gerekir. MMR (kızamık, kabakulak, kızamıkçık) aşısı gebelikten bir ay öncesine kadar yapılmış olması gerekir. Gebelik sırasında ülkemizde tetanoz aşısı yapılmakta ancak Boğmaca aşısı beraberinde bulunmamakta. Boğmaca yeni doğanda çok ciddi sorunlar oluşturan bir enfeksiyondur. Eğer mümkünse gebelikte yapılan formu şu an ülkemizde olmadığı için boğmaca aşısını da gebelik öncesi yaptırmalıyız.
Tüm hakları saklıdır. Op.Dr.Zahide KÜÇÜK