Yaklaşık gebelerin %10-30 unda bakteriyel vajinozis görülür. Bakteriyel vajinozis bakterilerin vajende düzensiz gözlenmesidir. Cinsel yolla bulaşan bir hastalık değil. Gebelerde şikayet olabilirde olmayabilirde.
Bakteriyel vajinozisde gri beyaz akıntı ile birlikte bozuk balık kokusu olur. Bazı kadınlarda hiçbir bulgu olmayabilir. Tanı pelvik muayene ile konur. Vajinal akıntı PH 4,5 ve üzeri, whiff test pozitif çıkar.
Bakteriyel vajinozis bakterilerin düzensizleşmesi sonucunda bazı bakteriyel parçaların anormal büyümesi. Sebep net olarak bilinmiyor. Cinsel yolla bulaşmıyor ancak hastalık cinsel hayatı olanlarda görülüyor.
Bakteriyel vajinozis ile erken doğum arasında belirgin bir bağlantı var. Ayrıca düşük, erken membran rüptürü ve düşük doğum ağırlıklı bebek ile ilişkisi olduğu düşünülmekte.
Şikayeti olmayan gebelerde bakteriyel vajinozis taraması yapmaya gerek yok.
Bakteriyel vajinozis tedavisi mutlaka yapılmalı. Ağızdan veya vajinal fitil olarak cleosin ve metranidazol ile tedavi yapılır.
Tedavi edilebilen enfeksiyonlar.
Cinsel yolla bulaşan, sık rastlanılan bir hastalık. Kadında pelvik inflamatuar hastalığa (PID) yol açarsa dış gebelik ve kısırlığa neden olabilir. Hamilelikte erken doğum ve bebekte göz enfeksiyonuna neden olabilir. Doğum sırasında vajenden bebeğe bulaşır. Tedavide anne için antibiyotik kullanılmalı. Bebek için gözde enfeksiyon olmaması için antibiyotik kullanılır.
PID ve kısırlık nedeni. Bebekte pnömoni, göz enfeksiyonu ve körlüğe neden olabilir. Doğum sırasında vajenden bebeğe bulaşır. Tedavide antibiyotik kullanılır.
Tüplerde hasara neden olabilir. Bebekte erken doğum ve düşük doğum ağırlığına sebep olur. Doğum sırasında bulaşır. Antibiyotik ile tedavi edilir.
Bebekte erken doğum ve düşük doğum ağırlığına sebep olur. Doğum sırasında bulaşır. Antibiyotik ile tedavi edilir.
Konjenital sifilis bebekte zihinsel ve fiziksel sorunlara yol açar. Gebelik sırasında plasentadan geçerek bebeğe ulaşır. Ayrıca doğum sırasında bulaşabilir. Antibiyotik ile tedavi edilir.
Tedavi edilemeyen enfeksiyonlar.
Kadınlarda genital kanseri arttırdığı kanıtlanmış olan virüs. Bebeklerin boğazında siğile neden olur. Cerrahi olarak tedavi etmek gerekir. Bebeğe doğum sırasında bulaşır. Siğil tedavisi gebelik devam ederken de yapılabilir.
Karaciğere zarar veren bir virüs. Doğumdan sonra 1 saat içinde tedavi edilmezse bebekler ömür boyu taşıyıcı olur. Doğumda bebeğe bulaşır. Tedavisi yok ancak aşı yapılarak bebeği etkilemesi engellenebilir.
İlk trimesterde düşüğe neden olur. Doğumda bebeğe bulaşırsa neonatal herpes oluşur. Doğumda bebeğe bulaşır; çok nadir gebelik sırasında plasentayı geçerek bebeğe ulaşır. Annede herpes oluşursa bebek etkilenmemesi için ağızdan ilaç alınabilir ancak doğumdan hemen sonra bebek tedavi edilirse sağlıklı bebek olabilir.
HIV aids hastalığına yol açar. Bebeğe anne karnında, doğum sırasında ve daha sonra sütverirken geçebilir. Gebelik sırasında antiviral ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçların kullanımı bebeğe virüsün geçme şansını azaltır.
Dış gebelik, döllenmiş yumurtanın rahim içi (endometrium) dışında vücutta herhangi bir yere tutunması ile oluşan gebeliktir. Dış gebelik 50 de 1 olasılıkla olur. Dış gebeliklerin tamamına yakını tüpte olur. Döllenme tüpün içinde olduktan sonra 1 hafta içinde bir taraftan bölünerek çoğalırken bir taraftan da rahim içine doğru ilerler. Oluşan embryo rahim içine ilerlemeyip tüpe veya rahim içi dışında başka bir yere tutunursa dış gebelik olur.
Normal gebelikteki bulgularla aynı bulguları vermesine rağmen aşağıdaki bulgular dış gebelikte görülür:
Keskin ağrı ve ağır kanama durumunda hemen acile başvurulmalı. Hayati tehlike olabilir.
Dış gebelik tanısı muayene ile birlikte yapılan ultrason ile konur. Beta-hCG ölçümü önemli. Genellikle beta-hCG seviyesi beklenenden az olur. Ayrıca progestron seviyesinin düşük olması gebeliğin normal olmadığını gösterir.
İlaçla tedavide methotrexate kullanılır. İlaç gebelik dokusunun büyümesini engelleyerek emilimini sağlar. İlaç tedavisi erken tespit edilen ve kanama başlamamış dış gebeliklerde denenebilir.
Laparaskopik veya açık cerrahi olarak dış gebelik dokusu alınır. Eğer dış gebeliğe bağlı rüptür olmuş ve çok fazla kanama varsa acil ameliyat yapılmalı.
Tedavi sonrası beta-hCG seviyesi düşer. Eğer düşmüyorsa hala gebelik dokusunun olduğu anlamına gelir. Beta-hCG seviyesi sıfır olana kadar takip edilmeli.
Dış gebelik sonrası tekrar dış gebelik olma ihtimali artar. Eğer ilaç tedavisi veya cerrahi sonrası tüplere zarar gelmemişse normal gebelik şansı daha fazla olur.
Düşük sonrası kürtaj , maalesef düşük en sık rastlanan gebelik kaybı. Tanısı konulan gebeliklerin yaklaşık %10-25 i Düşük ile sonlanmakta ve çoğunluğu ilk 8 haftada olmak üzere 12. haftaya kadar olmakta. Çok üzücü bir durum olmasına rağmen bu dönemdeki kayıpların yaklaşık % 90 sebebi bebekteki sakatlık.
Düşükten sonraki tedavinin temel amacı kanam ve enfeksiyondan korunmak. Erken dönemdeki düşüklerde vücut fetus ve plasentanın tamamını attığı için herhangi bir müdahaleye gerek olmazken daha sonraki dönemde parça kalma ihtimali fazla. Kanama ve enfeksiyondan korunmanın e yaygın yöntemi küretaj.
D&C dilatasyon ve kürtaj demek. Dilatasyon rahim ağzının genişletilmesi kürtaj ise rahim içinde kalan parçaların temizlenmesi. Kürtaj keskin küretler veya vakum ile yapılabilir.
Yaklaşık düşüklerin yarısında kürtaj gerekmez. Bunlara komplet (tam) düşük denir, yani içerde parça kalmaz. İçeride parça kalan düşüklerde yani inkomplet düşüklerde kürtaj yapmak gerekir. İnkomplet düşüklerde tam düşük olması beklenebilir ancak kanama ve enfeksiyon için iyi takip gerekli. Çoğunlukla bu süreç uzun olacağı için kürtaj yapılması daha sağlıklı.
Kürtaj hasta hastaneye yatırılarak veya sonrasında eve gönderilecek şekilde yapılabilir. Sedasyon veya genel anestezi hastanın konforu için iyi olur. Kürtaj işlemi için:
Deneyimli ellerde kürtajın hemen hemen hiç riski olmadığı unutulmamalı.
Kürtaj sonrası 1-2 saat içinde çoğunlukla eve gidilebilir. Eğer komplikasyon gelişirse daha uzun süre hasta gözlemlenir. Antibiyotik ve ağrı kesici alımı planlanır. Kürtaj sonrası evde dikkat edilmesi gereken hususlar:
Kürtaj sonrası komplikasyon oranı çok fazla değil. Ancak doktorunuzu aramanız gereken durumlar:
Gebelikte alkol kullanımı şiddeti kullanılan alkol miktarı ile değişen fiziksel, nörolojik ve zihinsel bozukluklara neden olabilir. Bu etkiler Fetal Alkol Spektrum Bozukluğu olarak sınıflandırılmakta. Bu bozuklukların en çok bilineni Fetal Alkol Sendromu (FAS) ve Fetal Alkol Etki (FAE). FAE ayrıca kendi içinde iki gruba ayrılır: Alkol İlşkili Sinir Gelişim Bozukluğu ve Alkol İlişkili Doğum Sorunları.
Fetal alkol sendromu zeka geriliğinin en önemli ve % 100 önlenebilen nedenlerinden biri. Alkolün etkisinin geri dönüşüm yok ve hayat boyu devam eder.
Bu özellikler çocuk büyüdükçe azalabilir.
Fetal Alkol Etki (FAE) iki gruba ayrılır: Alkol İlişkili Sinir Gelişim Bozukluğu ve Alkol İlişkili Doğum Sorunları.
Alkol İlişkili Sinir Gelişim Bozukluğu zayıf okul performansı, zayıf veri kontrolü, hafıza problemleri, dikkat ve yargılama bozukluğu gibi davranışsal ve zihinsel gelişim ile ilgili.
Alkol İlişkili Doğum Sorunları iskelet ve temel organ sistemlerindeki anomalileri tanımlar.
Fetal alkol sendromu gebelikte yüksek doz alkol kullanımı sonrası olur. Fetal alkol etki gebelik süresince düzenli alkol tüketimiyle olur ve etkisi geriye dönüşümü olmayıp hayat boyunca devam eder.
Gebelikte güvenli alkol miktarı yok. Ne kadar çok ve sürekli alkol tüketimi olursa o kadar çok hasar oluşur.
Kan uyuşmazlığı fetal anemi, hidrop fetalis ve tedavi edilmezse fetal kayıp oluşan bir hastalıktır. İzoimmünizasyon aynı türden başka bir kişinin antijenlerine karşı antikor gelişmesine denir. Alyuvarlarımızda (kırmızı kan hücresi) en sık ABO ve Rh D antijeni vardır. Diğer nadir antijenler Rh Cc, K, F, M ve S alyuvarlar üzerinde olabilir. Oluşan Bu antijenler gebeliğin ilerleyen dönemlerinde ya da sonraki gebelikte fetal dolaşıma geçerek alyuvarların parçalanmasına neden olur.

Rh izoimmünizasyon alyuvar üzerindeki antijene karşı antikor oluşması olup en sık Rh D’ye karşı gelişendir. Kan grubu Rh(-) olan annede Rh(+) bir fetus oluşursa ve bebek kanı gebelik veya doğum sırasında anne dolaşımına geçerse ya da kan transfüzyonu gibi herhangi bir nedenle Rh(+) kan dolaşıma geçerse antikor oluşumu başlar.
Oluşan antikorlar fetal alyuvar hücre duvarı üzerindeki Rh(+) antijenlerini yabancı cisim olarak kabul eder. Bunun sonucunda alyuvarlar parçalanmaya başlar ve sonucunda fetal anemi gelişir. Etkilenme genellikle ikinci ve daha sonraki gebeliklerde olur. Anemi şiddeti ilerledikçe fetal karaciğer ve dalak kırmızı kan hücresi üretimine başlar. Bunun sonuncunda ultrasonda karaciğer ve dalak ultrasonda büyük gözlenir (hepatosplenomegali). Anemi arttıkça kalp çalışma hızında artış ve sonrasında kalp yetmezliği gelişir. Kalp yetmezliği gelişince ultrasonda pleural efüzyon, perikardial efüzyon, asit, plasentada büyüme, ciltaltı ödem ve kafa derisi altında ödem gibi bulgular gözlenir. İleri evrede fetal kalp atımı durmasına bağlı fetal kayıp olur.
İlk gebelik muayenesinde anne ve babanın kan grupları öğrenilir. Anne kan grubu Rh(-) ve baba kan Rh(+) olduğunda kan uyuşmazlığı ile ilgili takibe başlanır. Esas amacımız etkilenmemiş annede etkilenme olmamasını sağlamaktır.
İlk gebelik ve gebelik süresince hiçbir sorunu olmayan anne adayında 28. haftada indirek coombs testi yapılır. Etkilenme yoksa yani test negatif gelirse anti-D immünoglobülin yapılır. Doğumda bebeğin kan grubuna bakılır; Rh(-) ise herhngi bir şey yapılmaz ama bebek kan grubu Rh(+) ise sonraki gebeliklerde sorun olmasın diye doğumdan itibaren ilk 3 gün içinde anti-D immünglobüli tekrar yapılır.
Eğer gebelik süresince 28. haftadan daha önce plesanta altında kanama, karına truma, amniyosentez ya da daha farklı bir durumdan dolayı bebek kanı anne kanı ile karışma ihtimali olursa anti-D immünoglobülin yapılır ve 28. hafta itibari ile aynı program tekrar uygulanır.
Gebede Rh-D antikorları tespit edilirse fetal anemiyi önlemek için tedavi planı yapılır. Haftalık antikor miktarı tayini ve ultrason ile bebekte oluşan değişiklikler tespit edilir. Antikor titresi 1/128 üzerine geçince fetal anemi fazlalaşmış demektir. Bu durumda bebeğin haftası, kilosu kan seviyesine ve hedeflenen Hbg değerine göre bebeğe kan transfüzyonu yapılır.
Etkilenmiş annelerde yüksek doz intravenöz immünoglobülinler tedavi amaçlı verilebilir.
Uygun tedavi ile olumlu sonuç almak mümkün. Kesin tedavi mümkün olan ene erken dönemde bebeğin doğurtulmasıdır.
Gebelikte sorun oluşturabilecek birçok komplikasyon var. Bazıları daha sık görülür. En sık görülen komplikasyonlar:
Klamidya, pelvik inflamatuar hastalık ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi enfeksiyon nedeniyle dış gebelik riski artar. Endometriozisi olan kadınlarda da risk artar.
Dış gebelik ciddi kanama, şiddetli kasık ağrısı ve ihmal edilirse ölümle sonuçlanabilir
Acil cerrahi veya uygunsa ilaçla tedavi edilmesi gerekir.
Rh faktör alyuvarların (kırmızı kan hücresi) etrafında bulunan bir proteindir. Bu protein yokluğunda Rh (-) olunur.
Eğer anne Rh (-) ve bebek Rh (+) ise ve bebeğin kanı anneye geçerse annede Rh (+) faktöre karşı antikorlar oluşur. Bu olay hamileliğin erken döneminde olursa bu bebeğin, doğumda olursa bir sonraki bebeğin kan hücrelerinde yıkım başlar.
28. haftada bu bebeği ve bebek kan grubu doğum sonrası bakıldığında (-) ise daha sonraki bebeği korumak için RhoGAM yapılmalı.
Eğer herhangi bir sorun yoksa doğum ne kadar miada yakın olursa bebek için o kadar iyi olur.
Bütün gebeler gebelik takiplerinde mutlaka gestasyonel diyabet için test edilmeli. Gestasyonel diyabet gebelik sırasında vücudun yeteri kadar insülin salgılayamaması sonucunda şeker seviyesinde yükselme olur.
35 yaş üstü, obes ve aile hikayesi olan gebelerde gestasyonel diyabet daha fazla beklenir. Bu gebeler erken dönemde ve daha sık test edilmeli. Gestasyonel diyabet beklenen gebelerde yaklaşık % 2-5 gestasyonel diyabet tespit edilir.
Gestasyonel diyabet çoğu kişide geçici bir durum. Ayrıca glikoz intolerans veya karbonhidrat intoleransı olarak ta bilinir.
Gestasyonel diyabette tarama testi 24.-28. haftalarda yapılır. Tarama testi olarak 50 gr yükleme testi yapılır. 50 gr tarama testi sorunlu olana gebelerde 100 gr OGTT (oral glikoz tolerans testi) yapılır. Test sırasında şekerli sıvı alımına bağlı olarak bulantı olabilir. Bunu için şekerli sıvının içine limon karıştırılıp limonata gibi içilebilir.
Gestasyonel diyabette tedavinin en önemli bölümü kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmak. Tedavide yapılması gerekenler:
Gestasyonel diyabet olan kadınlarda ileride Tip II diyabet gelişme riski daha fazla.
Gestasyonel diyabet tanısı konup uygun şekilde tedavi edilirse komplikasyon riski çok az. Eğer tedavi edilmezse anne ve bebekteki etkileri:
Uygun tedavi ile gestasyonel diyabeti olan gebelerin bebekleri sağlıklı diğer ve diyabet doğum sonrası kaybolur.
Eğer sık idrara çıkma, sürekli susama ve idrarda glikoz devam ederse doğumdan birkaç ay sonra kan şekeri seviyesi mutlaka ölçülmeli.
Gestasyonel hipertansiyon gebelikte ortaya çıkan hipertansiyon olup gebeliğe bağlı hipertansiyon (PIH) olarak da bilinir. Gestasyonel hipertansiyon preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Hipertansiyon gebelikte % 6-8 oranında görülür.
Hipertansiyon Gebelikte 3 şekilde ortaya çıkar:
Gebelik öncesi, gebeliğin ilk 20 haftası ve doğumdan sonra 140/90 üzeri tansiyon olması.
Gebeliğin 20. haftasından sonra hipertansiyon gelişip doğumdan sonra kaybolması
Gebeliğin 20. haftasından sonra kronik veya gestasyonel hipertansiyon ile birlikte görülebilir. Eğer tedavi edilmezse idrarda proteinüri, hipertansiyon ve ödem ile birlikte hem anne hem de bebekte hayati tehlike oluşturabilecek kadar ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.
Hipertansiyon plasentadan bebeğe yeteri kadar kan akımının geçmesine engel olur. Kan akımı yeteri kadar olmazsa bebeğe daha az oksijen ve besin geçeceği için bebeğin gelişimi yavaşlar.
Eğer hipertansiyon tedavisi uygun şekilde yapılırsa zamanında sağlıklı bebek olma ihtimali yüksek. Eğer tansiyon kontrol altına alınamazsa gebelik zehirlenmesi yani preeklampsi ve eklampsi gelişebilir.
Her muaynede kan basıncı (tansiyon) mutlaka ölçülmeli. Eğer hipertansiyon varsa idrar ve kan testlerinin de yapılması gerekir.
Hipertansiyon olan gebede böbrek ve kanam profili testleri kontrol edilir. Dopler ültrason ile plasenta ve kordondan bebeğe geçen kan miktarı ölçümü yapılır.
Tedavi gebelik haftasına göre değişir. Eğer hamilelik son dönemlerinde ise bebek mümkün olduğu kadar erken doğurtulur.
Eğer hafif hipertansiyon varsa ve gebelik haftası henüz doğum için erkense:
Eğer tansiyon şiddetli olursa tansiyon ilacı kullanılmalı ve mümkün olan en erken sürede doğum yaptırılmalı.
Kesin olan bir korunma yöntemi yok. Doktor kontrolü altında dikkat edilmesi gereken şeyleri yaparak korunmaya çalışılmalı:
Bazı gebeler ileri gebelik haftalarında şiddetli kaşıntı ile karşılaşır. Bu şiddetli kaşıntının sebebi olan kolestaz gebelikte olan bir karaciğerde hastalığı. Gebelik hormonları nedeniyle safranın safra kesesine geçişi engellenir. 3. trimesterde gebelik hormonları iyice yükseldikten sonra görülür ve doğumdan birkaç gün sonra kaybolur. Görülme sıklığı 1000 de 1. Kolestaz bazen ekstrahepatik kolestaz (karaciğer dışında olan), intrahepatik kolestaz (karaciğer içinde olan) veya obstetrik kolestaz olarak değerlendirilir.
Safra kesesi karaciğerden gelen safraları depolayarak gerekli olduğunda sindirim için bağırsaklara salgılar. Gebelik hormonları safrakesesi fonksiyonu bozarak safranın akışını azaltıp durdurabilir. Safra akışı yavaşlayıp durduktan sonra safra asitleri karaciğerde birikerek kan dolaşımına geçer.
Tanı kaşıntı şikayeti, aile hikayesi ve daha önceden karaciğer hastalığı olan gebelerde karaciğer fonksiyon testlerindeki bozulma ve safra asidelerindeki yükselme ile konur.
Kolestaz fetal distres, erken doğum ve ani bebek ölümlerini arttırır. Anne karnındaki bebeğin safra asitleri annenin karaciğeri tarafından atılır. Kolestaz gelişince artan safra asitleri bebeğe geçerek bebeğin karaciğerinde stres oluşturur.
Tedavideki amaç kaşıntıdan kurtulma. Bazı tedavi seçenekleri:
Tedavinin devamı mutlak doktorunuzca çok sıkı yapılmalı. Kesin tedavi doğum. Doğum zamanı çok iyi seçilmeli. Safra asitlerinin seviyesine göre bebek akciğer gelişimi mümkün olduğu kadar beklenmeli. Ancak hastalık anne ve bebek için tehlikeli olmaya başlayınca doğum yapılmalı.
Gebelik kolestazı geçiren kadınların daha sonraki gebeliklerindeki durumları net olarak bilinmiyor. Bazı araştırmalarda tekrar gebelik kolestazı olma olasılığı %90 olarak bildirilmekte.
Gebelikte yediğiniz yemeğin iyi mi yoksa kötümü olduğuna dikkat etmeniz gerekir. Listeria yiyeceklerden geçen hem bebek hem de anneye zararlı bir bakteridir. Listeriozis nadiren görülmesine rağmen gebeler daha duyarlıdır.
Listeria monocytogenes toprak ve suda bulunan bir bakteridir. Topraktan bulaşan sebzeler ve hayvanlar taşıyıcı olabilir. Listeria pişmemiş etler, pişmemiş sebzeler ve pastörize olmamış süt ve bunlarla yapılan yiyeceklerle bulaşabilir. Listeria pişme pastörizasyon ile yok edilir.
Listeriosis bulguları 2-30 günde çıkar. Gebede baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, kusma, ateş gibi nezle benzeri bulgular gelişir. Eğer enfeksiyon sinir sistemine yayılacak olursa ense sertliği, orientasyon bozukluğu, konvülzyon gibi bulgular ortaya çıkar.
Gebelikte aşağıdaki risklerde artış olacaktır:
Antibiyotik ile erken tedavi fetal enfeksiyon ve komplikasyonları engeller. Antibiyotik tedavisi yeni doğana da verilebilir.
HELP sendromu hamilelikte gebeyi etkileyen bir rahatsızlık. HELP sendromu preeklampsinin bir çeşidi olarak düşünülse de preeklampsiyi de kapsar. HELP sendromu ile ilgili hala çok fazla bilinmeyen var. Gebelikte görülme oranı % 0,2-0,6 arası.
HELP ismi H: hemoliz (hemolysis)
E: karaciğer enzimlerinin yükselmesi (elevated liver enzymes)
LP: platelet azalması (low platelet)
Çoğunlukla HELP sendromu preeklampsi ile birlikte olmasına rağmen preeklampsi tanısı konulmadan da HELP bulguları ortaya çıkabilir. Preeklampsi tanısı konulan kadınlarda HELP sendromu görülme hızı %4-12. HELP sendromu hepatit, safra kesesi hastalıkları, idiopatik trombositik purpura (ITP) ile karışabilir.
En sık görülen bulgular:
Bazı bulgular normal gebelikte de olan bulgular olabilir. Bu bulgular:
HELP bulguları diğer hastalıkların bulguları ve komplikasyonları ile karıştığı için kan testleri ile karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerekir. Gebeliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde olmasına rağmen 3. trimesterden önce ve doğumdan sonra 7. güne kadar nadiren görülür.
Kan basıncı ölçümü ve idrarda proteinüri bakılır. HELP Sendromunda:
HELP sendromunun nedeni hala kesin olarak bilinmiyor. Preeklampsi ve gebeliğe bağlı hipertansiyon olan hamilelerde daha fazla olmasına rağmen preeklampsi bulgusu olmadan da HELP sendromu olmakta. HELP sendromu olma riskini arttıran sebepler:
Eğer HELP sendromu tanısı konup tedavi edilmezse hem anne hem de bebek için çok ciddi sorunlar oluştur. En ciddi komplikasyonlar:
HELP sendromunda anne ölüm oranı %1.1. Bebekte ölüm ve morbidite oranı %10-60arası.
Sebebi bilinmediği için önlemek içinde kesin bir yöntem yok. Erken teşhis ve tedavi HELP sendromunun ciddi problemlerinden korunmanın en iyi yolu erken teşhis ve tedavi.
Doğum HELP sendromunun en iyi ve kesin tedavisi. Doğumdan 2-3 gün sonra bir çok bulgu ve semptom kaybolur. Gebelik haftası 34 ve üzeri ve durum gittikçe daha kötüye gidiyorsa hemen doğum yaptırılır. Eğer 34 haftadan küçükse:
34 haftadan önce doğum planlanırsa sezaryen yapılır. 34 hafta ve daha sonrasında eğer serviks (rahim ağzı) uygunsa vajinal doğum yaptırılabilir.
Grup B Streptokok (GBS) gebelerin vajen ve rektumunda bulunabilen bakteriyel bir enfeksiyon. Bu bakteri sağlıklı yetişkin kadınların vajen ve rektumlarında % 25 oranında bulunur. Bu yetişkinlerin çoğunda hiçbir klinik bulgu olmayabilir. GBS cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon değil.
GBS için testi pozitif olan kadınlar bakteri ile kolonize olmuştur. GBS doğumda anneden bebeğe geçebilir. GBS pozitif her gebenin bebeğinde enfeksiyon olmaz. Yaklaşık 2000 vajinal doğumdan birinde bebekte GBS enfeksiyonu olur.
GBS enfeksiyonu bebekte nadir olmasına rağmen ciddi sorunlara yol açabilir.
Gebelerde GBS taraması 35-37. haftalarda yapılmalı. Kültür çubuğu ile vajen ve rektumdan örnek alınır. Test 24-48 saat içinde sonuçlanır.
GBS taraması pozitif çıkan kadınlar taşıyıcıdır. Antibiyotik ile tedavi edilmemiş GBS taşıyıcısı kadınların doğumda enfeksiyonu bebeklerine bulaştırma ihtimalleri 200 de bir.
GBS taraması pozitif çıkan kadınların çoğunda herhangi bir bulguya rastlanmaz. Ancak bazı gebeler GBS pozitif bebek doğurma riskleri daha yüksek. Bu riskler:
Bu durumlarda mutlaka koruma ve tedavi amaçlı antibiyotik kullanılmalı. GBS pozitif gebelerde GBS enfeksiyonlu bebek doğurma riski:
Bebeği GBS tan korumanın en iyi yolu antibiyotik kullanma. Risk grubu olan kadınlarda antibiyotik damar yolu ile verilmeli. GBS taşıyıcısı kadınlarda doğumdan önce tedavi vermek etkili olmayabilir. GBS lar barsak sisteminde kolonize oldukları için tedavi sonrası tekrar vajene gelebilir. Tedavi doğum sırasında verilmeli.
GBS enfeksiyonu bebekte erken ve geç bulgular oluşturur.
Erken bulgu veren bebekler acilen damar yolu ile antibiyotik verilerek tedavi edilmeli.
Geç dönemde oluşan GBS enfeksiyonunun sebebi sadece doğum olmayabilir. Bebek enfeksiyonu başka yollarla da almış olabilir.
Hiperemezis gravidarum şiddetli bulantı, kusma, kilo kaybı ve elektrolit bozukluğu olan bir rahatsızlık. Hafif durumlarda diyet, istirahat ve antiasid ile tedavi edilebilir. Ancak şiddetli durumlarda beslenme ciddi oranda bozulduğu için hastanede yatırılarak damar yolundan sıvı, elektrolit ve besin verilerek tedavi edilebilir. Şiddetli durumlarda doktorunuza danışmadan kendinizi tedavi etmeye çalışmayın, çok tehlikeli olabilir.
Gebelerin çoğunda sabah bulantı kusma (morning sickness) olur. Şiddetli bulantının hormon seviyesinin yükselmesi nedeniyle olduğu düşünülse de gerçek neden bilinmiyor. Şikayetler 4.-6. haftalarda başlayıp 9-10 hafta civarlarında maksimuma ulaşıp 14. hafta civarlarında iyice azalır. Bulantı kusma bazı gebelerde doğuma kadar sürebilir.
Hiperemezis gravidarumun bilinene bir tedavisi yok ancak gebenin rahat etmesi için bazı tedaviler yapılabilir.
| Bulantı-Kusma | Hiperemezis Gravidarum |
| Bulantı bazen kusma ile olur | Bulantı ile birlikte şiddetli kusma |
| Bulantı 12. hafta civarlarında biter | Bulantı şiddeti azalmaz |
| Kusma çok fazla sıvı kaybı yapmaz | Kusma ile birlikte şiddetli sıvı kaybı |
| Bulantı ile birlikte bazı besinler alınabilir | Besin alınması neredeyse imkansız
|
Ciddi durumlarda hamilenin hastaneye yatması gerekir.
Gebelikte idrar yolu enfeksiyonu 6. haftadan itibaren 24. haftaya kadar sık görülür. İdrar yollarındaki değişiklikten dolayı hamilelikte risk artar. Uterus büyüdükçe yaptığı baskıdan dolayı mesanenin tam boşalmasına engel olacağı için enfeksiyon artar.
İdrar yolu enfeksiyonunda aşağıdaki bulgulardan bazıları veya hepsi görülebilir.
İdrar yolu enfeksiyonu tedavi edilmezse böbrek enfeksiyonuna yol açar. Bunun sonucunda erken doğum ve düşük doğum ağırlığı görülür. İdrar yolu enfeksiyonu tedavi edilirse bebeğe zarar vermez.
Tanı gebelik boyunca idrar tahlili ve kültürü ile konur.
Hamilelik süresince idrar yolu enfeksiyonu antibiyotik ile tedavi edilir. Antibiyotik seçimi gebelik haftası ve idrar yolu enfeksiyonunun derecesine göre değişir.
Hamilelik süresince idrar yolu enfeksiyonu olmamak için dikkat edilmesi gerekenler:
Mol gebelik plasentanın anormal bir durumu. Nadir rastlanan bir hastalık olup 1000 de 1 oranında görülür. Mol gebelik halk arasında üzüm gebeliği olarak ta bilinir. Ayrıca gestasyonel trafoblastik hastalık, hidatiform mol veya sadece mol olarak ta bilinir.
Mol gebelik döllenme sırasında oluşan bir hata sonucunda rahim içinde anormal plasental dokunun büyümesi. Mol gebelikte çok nadiren fetal doku olabilir. Mol gebelikte büyüme normal gebeliğe göre daha hızlı olur. İki tür mol gebelik var: tam (komplet) ve parsiyel (inkomplet).
Sadece plasenta parçalar var. Spermin içi boş yumurtayı döllemesi sonucunda oluşur. Yumurta boş olduğu için bebek oluşmaz. Gebelik testi plasentanın beta hCG yi üretmesi nedeniyle pozitif çıkar. Ultrasonda sadece plasenta görülür.
Rahim içinde anormal plasenta dokusu ile birlikte ciddi anomalileri olan embryo görülür.
Muaynede gebelik haftasına göre daha büyük uterus tespit edilir. Beta-hCG seviyeleri olması gerekenden daha yüksek.
Ultrasonda üzüm salkımı görüntüsü olur. Bu yüzden üzüm gebeliği de denir.
Mol gebelikte daha önceden tespit edilip kürtaj yapılmazsa üzüm salkımı benzer doku vajenden gelmeye başlar.
Mol gebelik kürtaj ile sonlandırılmalı. Kürtaj anestezi altında yapılıp rahim duvarları iyice kazınmalı. Bazen ilaç tedavisi ile mol gebelik sonlandırılabilir.
Kürtaj sonrası kadınların % 90 ı başka tedaviye ihtiyaç duymaz. Beta hCG seviyesi 0 olduktan sonra 1 yıl boyunca takip edilmeli. Bu dönemde korunup tekrar hamile kalınmamalı. Korunma için spiral kullanılmaz.
Mol gebelik geçirenlerde tekrar mol gebeliği olma ihtimali %1-2
Amniyotik sıvı bebeğin yaşam destek sistemidir. Bebeği korur ve sindirim sistemi, akciğer, kas, kol ve bacakların gelişiminde görev alır.
Amniyotik sıvı amniyotik kese oluştuktan hemen sonra yani 3.-4. gebelik haftasında oluşur. Amniyotik sıvı başlangıçta aanden geçen su ile oluşur. Gebeliğin 20. haftasından sonra amniyotik sıvıyı oluşturan en önemli kaynak fetal idrar. Bebek büyüdükçe amniyotik sıvının yardımı ile el veayaklarını, parmaklarını oynatır. 2. trimester de bebek solunum hareketleri yaparken akciğerlerine amniyotik sıvı girer ve çıkar. Yine aynı dönemde yutma hareketleride başladığı için amniyotik sıvı mideye ve sonra dolaşıma geçer.
Amniyotik sıvı 32-33. haftaya kadar artar ve daha sonra azalmaya başlar. Amniyotik sıvı ölçümlerinde 5-25 cm yükseklik veya 800-1000 ml ölçüm normal seviyeleri gösterir. Eğer sıvı miktarı çok az olursa oligohidramniyos ve çok fazla olursa polihidramniyos denir.
Oligohidramniyos çok az amniyotik sıvı olması. Amniyotik sıvı ölçümünde en sık kullanılan yöntemler amniyotik sıvı endeksi (AFI) ölçümü (dört kadranda yapılan ölçümler toplamı) ve tek bir tane en büyük sıvı cep ölçümü. Eğer 32-36 haftada AFI 5 cm den, tek cepte ölçüm 2-3 cm den ve toplam sıvı 500 cc den azsa oligohidramniyos gelişmiş demektir. Gebelerin % 4 ünde polihidramniyos görülür. Gebeliğin herhangibir döneminde görülür ancak en çok son trimesterde görülür. 42 haftaya ulaşan gebelerin % 50 sinde oligohidramniyos görülür. 41 haftayı geçen gebelerin % 12 sinde oligohidramniyos komplikasyon oluşturur.
Bebekteki böbrek ve idrar yolları anomalileri idrar üretiminde azalmaya neden olur. Bunun sonucunda oligohidramniyos gelişir.
Eğer bebeğe yeteri kadar sıvı ve besin geçmezse amniyon sıvısı azalır.
Yırtık sonucunda amniyotik zardan sıvı kaçağı olur.
42 haftayı geçen gebeliklerde plasentanın yaşlanmasına bağlı olarak amniyon sıvısı azalır.
Annede dehidratasyon (sıvı kaybı), hipertansiyon, preeklampsi, diyabet ve kronik hipoksi
Oligohidramniyos riski gebelik haftasına bağlı. Amniyotik sıvı kasların, kol ve bacakların, akciğerlerin, ve sindirim sisteminin gelişimi için gerekli. 2. trimesterde bebek solunum ve yutma hareketleri yapmaya başlar. Sıvı akciğerlerin ve sindirim sisteminin gelişimine yardımcı olur.
Oligohidramniyos tedavisi gebelik haftasına göre değişir. Eğer henüz doğum vakti gelmemişse gebe sıkı takibe alınarak bebek için en uygun koşullarda doğum yaptırılır. Eğer doğum zamanı yaklaşmışsa veya gelmişse beklemeden doğum yaptırılır. Yatak istirahatı ve fazla sıvı alınımı yada damardan sıvı takviyesi önemli. Çok fazla uygulanmamakla beraber amniyotik kese içine sıvı infizyonu yapılabilir.
Plasenta uterusun duvarına yapışır. Plasentanın sadece duvara yapışmayıp duvarın içine doğru ilerlemesine ve bu ilerlemenin derecesine göre sırasıyla plasenta akreata, plasenta inkreata ve plasenta perkreata denir. 2500 gebelikte 1 görülür.
Plasenta uterus duvarına derin yerleşir ancak uterus kaslarına geçmez. %75 bu şekilde olur.
Plasenta uterus duvarına derin yerleşir ayrıca uterus kaslarına geçer. %15 bu şekilde olur.
Plasenta uterus duvarına derin yerleşir,uterus kaslarını geçip uterus serozasına (dış katmanı) hatta mesane veya bağırsak gibi diğer organlara yapışır. %5 bu şekilde olur.
Tam olarak nedeni bilinmemekte. Plasenta previa ve sezaryen olanlarda daha sık görülmekte. Daha fazla sezaryen sonraki gebeliklerde daha sık plasenta akreata görülmesi demek.
Prematür doğum ve buna bağlı olarak bebekte oluşacak riskler. 3. trimesterde kanama plasenta akreatanın habercisi olabilir. Erken doğum ile ilgili tedavilerin yapılması gerekir.
Plasenta doğum sonrası rahim duvarından ayrılması zor olur. Buna bağlı olarak ciddi kanamalar gelişebilir. Ciddi kanamalar hayati tehlike oluşturabilir. Plasenta perkreata durumunda plasentanın ayrılması eğer yapışmışsa diğer organlara zarar verebilir. Kanamayı durdurmak için ilaç tedavisi yeterli olmazsa rahmi almak gerekebilir.
Plasenta akreatanın olmaması için yapılabilecek hiçbir şey yok. Eğer tespit edilirse gebe yakın takibe alınmalı. Doğum sonrasında fazla miktarda kan verilmesi gerekebilir.
Şiddetli kanamalarda kanama durdurulamazsa rahim alınabilir.
Plasenta previa plasentanın aşağıya rahim ağzına yakın yada rahim ağzının tamamını örtecek şekilde yerleşmesi. Doğumda veya daha öncesinde serviks genişlemeye başlayınca plasenta yerinden ayrılır.
Plasenta previa yaklaşık 200 gebede 1 görülür. Daha sık görüldüğü durumlar.
Rahim ağzı tamamen plasenta tarafından kapatılmış
Rahim ağzının belli bir bölgesi plasenta tarafından kapatılmış.
Plasenta rahim ağzının kenarına kadar ilerler.
Plasenta previanın en sık bulgusu ağrısız kanama. Diğer bulgular erken doğum ağrıları, bebeğin makad veya transvers pozisyonunda ve rahmin gebelik haftasına göre daha büyük olması.
Kesin neden bilinmemekle beraber plasenta previa olmasını arttıran sebepler:
Plasenta previa tanısı konduktan sonra yatak istirahatı önerilir ve daha sık takip edilir.
Plasenta previada: İlişki yasak, seyahat kısıtlı ve kesinlikle alttan muayene yapılmaz.
Gebelik haftasına göre akciğer gelişimi için steroid verilir. Mümkün olan en erken dönemde sezaryen ile doğum yaptırılır.
Plasenta abruptia plasentanın rahim duvarına yapıştığı yerden ayrılması. Genellikle son 3 ayda olmasına rağmen 20. haftadan sonra herhangi bir zaman olabilir.
Plasenta bebeğin yaşam destek sistemi. Bebeğe besin ve oksijen aktarır. Plasenta rahim duvarından ayrılırsa besin ve oksijen aktarımı durur.
Plasenta abruptianın kesin tanısı doğumdan sonra plasenta incelenerek konur. Gebelikte tanı koyabilmek için kullandığımız birkaç yöntem var:
Tedavi ayrılmanın derecesine, yerine ve gebelik haftasına bağlı. Tam (total) veya parsiyel ayrılma olabilir.
Parsiyel plasenta abruptia vakalarında gebelik haftası doğum için erkense yatak istirahatı ve yakın takip yapılır. Eğer bebekte sorun olmazsa bebeğin maturasyonunu tamamlaması beklenir. Acil transfüzyon için kan hazır bekletilmeli ve gerekirse kan verilmeli.
Tam ayrılmada gebelik haftasının hiçbir önemi yok. Mümkün olan en kısa sürede doğum yaptırılmalı.
Maalesef plasentanın ayrılmasını durduracak veya tekrar plasentanın yapışmasını sağlayacak bir tedavi yok.
Ciddi plasenta ayrılmalarında % 15 fetal ölüm görülür.
Neden tam olarak bilinmiyor. Risk altında olan gebeler:
Eğer 3. trimesterde vajinal kanama olursa acilen doktorunuzu aramalısınız. Bu dönemdeki kanamanın doğuma bağlı bir kanamamı yoksa plasenta ayrılmasına bağlı bir kanamamı olduğunu sadece doktorunuz ayırabilir.
Amniyotik sıvı bebeğin yaşam destek sistemidir. Bebeği korur ve sindirim sistemi, akciğer, kas, kol ve bacakların gelişiminde görev alır.
Amniyotik sıvı amniyotik kese oluştuktan hemen sonra yani 3.-4. gebelik haftasında oluşur. Amniyotik sıvı başlangıçta anneden geçen su ile oluşur. Gebeliğin 20. haftasından sonra amniyotik sıvıyı oluşturan en önemli kaynak fetal idrar. Bebek büyüdükçe amniyotik sıvının yardımı ile el veayaklarını, parmaklarını oynatır. 2. trimester de bebek solunum hareketleri yaparken akciğerlerine amniyotik sıvı girer ve çıkar. Yine aynı dönemde yutma hareketleri de başladığı için amniyotik sıvı mideye ve sonra dolaşıma geçer.
Amniyotik sıvı 32-33. haftaya kadar artar ve daha sonra azalmaya başlar. Amniyotik sıvı ölçümlerinde 5-25 cm yükseklik veya 800-1000 ml ölçüm normal seviyeleri gösterir. Eğer sıvı miktarı çok az olursa oligohidramniyos ve çok fazla olursa polihidramniyos denir.
Polihidramniyos çok fazla amniyotik sıvı olması. Amniyotik sıvı ölçümünde en sık kullanılan yöntemler amniyotik sıvı endeksi (AFI) ölçümü (dört kadranda yapılan ölçümler toplamı) ve tek bir tane en büyük sıvı cep ölçümü. Eğer AFI 25 cm den, tek cepte ölçüm 8 cm den ve toplam sıvı 2000 cc den büyükse polihidramniyos gelişmiş demektir. Gebelerin % 1-2 sinde polihidramniyos görülür ve bunlarında çoğu hafif derecedir.
Polihidramniyosda konjenital defekt ihtimali artar. Yutma ile ilgili problemlerde fetus sıvı alamayacağı için sıvı miktarı artar. Bağırsak sistemi ve nörolojik problemlerde de sıvı artışı olur.
Taramada Rh faktörü arttıkça sıvı miktarı artar.
Gebelikte diyabeti olanlarda sıvı miktarında artış gözlenir.
Aradaki bağlantıdan dolayı bir bebekten diğerine fazla sıvı geçişi nedeniyle olur
Polihidramniyosun % 65 nedeni bilinmektedir.
Polihidramniyosların çoğu hafif derecedir ve bunlarda herhangi bir sorun olmaz. Şiddetli polihidramniyos riskleri:
Hafif polihidramniyos durumunda tedavi gerekli değil. Ultrason ile sık kontrol önemli. Şiddetli durumlarda:
Ultrason (rahim ağzı) rahmin çıkış kısmı olup gebelikte rahim büyürken bu kısım doğum başlayana kadar sert ve kapalı kalır. Serviksin zayıf olduğu (servikal yetmezlik) gebelerde rahim ağzı erkenden açılıp silinmeye başlar. Bunun sonucu erken doğum gerçekleşir. Erken doğumu önlemek için uygun gebelerde servikse dikiş atmak gerekir. Dikiş atma işlemine servikal sörklaj denir. Servikal sörklajdaki amacımız bebeğin 37 haftaya kadar büyümesi.
Servikal yetmezlikte serviksin alt kısmına yani vajenden görülen bölümüne dikiş atılır. Servikal sörklaj risk grubundaki gebelere uygulanır.
Servikal yetmezlikte sörklaj yapmanın en uygun zamanı 3. gebelik ayı (12-14.hafta). Ancak rahim ağzında daha erken dönemde silinme ve açılma tespit edilirse 12. haftayı beklemeden sörklaj yapılabilir.
Eğer servikal değişiklik son trimesterde olursa veya servikste belirgin bir açılma olursa yatak istirahatı en iyi çözüm olabilir.
Servikal sörklaj düşük ve erken doğum olmasını önleyebilir. Uygun vakalarda işlem % 80-90 işe yarar. Servikal sörklaj servikal yetmezliği olan gebelerde işe yarar ancak servikal yetmezlik tanısını koymak çok zordur.
Servikal sörklaj sadece servikal yetmezliği olan gebelerde işe yarar. Servikal yetmezliği olmayanlara yapılırsa erken doğum, enfeksiyon gibi komplikasyonlara neden olabilir. Sörklaj yapılan gebelerin enfeksiyon ve erken doğum eylemi için daha sık kontrolü gerekir.
Servikal sörklaj 37.haftaya kadar yerinde bırakılır. Ancak daha önceki dönemde doğum sancıları düzenli olup doğum eylemi başlarsa sörklaj çıkarılır. Çıkarma işlemi zar olmaz
Servikal sörklaj riskleri çok nadir olup uygun yapıldığında işe yarayan bir işlem. Muhtemel riskler:
Servikal sörklaj sonrası acilen doktoru aramanız gereken durumlar:
İlk gebeliğinde akıntısı olan gebeler daha sonraki gebeliklerinde de büyük olasılıkla servikal sörklaja ihtiyaç duyarlar.
CMV herpes grubundan olan bir virüs. Bulaşma sonrası vücutta uzun süre canlı olarak çok uzun süre kalabilir. Vücud sıvılarından (idrar, ter, tükrük, gözyaşı, semen ve süt) belirli dönemlerde hiçbir şikayet oluşturmadan atılır.
CMV gebelik sırasında geçirildiğinde bebeğe geçebilen bir virüs. Sağlıklı kimselerde CMV enfeksiyonu genellikle zararsız olup nadiren hastalığa neden olur. Doğumdan sonra CMV enfeksiyonu çok az semptom verir ve herhangi bir sağlık problemi oluşturmaz. Enfeksiyon sonrasında CMV vücutta canlı olarak kalır fakat aktif değildir. İki tür CMV enfeksiyonu var: Primer CMV enfeksiyonu ve tekrar oluşan CMV enfeksiyonu. Eğer immün sistem zayıflarsa virüs tekrar aktif hale geçip hastalığa neden olabilir. Gebelikte geçirilen primer CMV enfeksiyonu bebekte çok ciddi sorunlar oluşturur.
Enfeksiyon geçiren çocuk ve yetişkinlerin çoğunda CMV hiçbir bulgu oluşturmazken nadir olarak görülen bulgular:
Yayılma kişiden kişiye direk olur. Yemek, su veya aracı hayvan konaklarına ihtiyaç duymaz. Çok bulaşıcı olmamasına rağmen evde, kreşte ve bakım evlerinde bulaşabilir. Ayrıca virüs yayan kişiye yakın temas olursa vücut sıvıları ile bulaşır.
Çoğu CMV enfeksiyonun tanısı çok az bulgu verdiği için konmaz. Ancak enfeksiyon sonrası oluşan antikorlar ömür boyu kalır. Enfeksiyon sonrası oluşan antikorlar 2. haftadan sonra tespit edilebilir. Ayrıca virüs idrar, boğaz ve doku örneklerinden üretilebilir. Ancak üretmek pahalı olduğu için çok anlamlı değildir.
Eğer gebede CMV enfeksiyonu tespit edilirse bebeğin etkilenip etkilenmediği amniyosentez ile tespit edilebilir. Bebek doğduktan sonra idrar, kan ve tükürüğünde virüse bakılabilir.
Gebede CMV enfeksiyonu immün sistemine yardımcı olan ilaçlarla desteklenerek bebekteki etkisi azaltılmasına yardımcı olabilir. Anne karnında ve doğum sonrası kesin tedavisi yok. Ayrıca henüz CMV için aşı yok.
CMV yayılımı vücut sıvıları ve direk temasla olduğu için korunulunabilinir. Hijyen koşullarına uymak ve sabunla ve suyla elleri yıkamak yayılımı oldukça azaltır.
Sağlıklı gebeler CMV enfeksiyonu için risk altında değildir ve gebelikte enfeksiyon geçirirken çok nadir bulgu verir ancak esas risk anne karnındaki bebekte olur ve konjenital CMV enfeksiyonu gelişir. Fetusa geçiş % 30-50 oranındadır. Enfekte olan bebeklerin %10-15 inde primer anne enfeksiyonundan sonra konjenital CMV enfeksiyonu gelişir. Konjenital CMV enfeksiyonu dünyadaki doğan bebeklerin % 0,5-2 sini etkilemekte. Gebeyken tekrarlayan CMV enfeksiyonu geçiren annenin bebeğinin etkilenme olasılığı % 1.
Doğum anında veya sütle CMV bulaşan bebeklerde genellikle hiçbir komplikasyona rastlanmaz.
Süt verme enfeksiyon riski nedeniyle bırakılmamalı
Gebe olduktan sonra sağlıklı olmak için elimizden gelen her şeyi yaparız. Ancak bazı durumlarda hastalıklardan kendimizi koruyamayız. Suçiçeği çok bulaşıcı viral bir enfeksiyon olduğu için korunmak neredeyse imkansız.
Suçiçeği varisella olarak da bilinen viral bir enfeksiyon. Küçük kırmızı kabarık lekeler şeklinde döküntüler olur. Döküntülerden önce genellikle ateş ve vücutta ağrı olur. Çocukluk döneminde %95 enfeksiyon geçirildiği için yetişkinler doğurganlık yaşında suçiçeğine karşı korunaklı olur.
Hamilelikten önce suçiçeği geçiren gebelerin tekrar suçiçeği geçirmeleri çok çok nadir. Eğer daha önce suçiçeği geçirilmemişse gebelik döneminde büyük risk vardır. Suçiçeği ihtimali olan yerlerden uzak durmak gerekir.
Suçiçeği geçirip geçirilmediğinden emin olunamıyorsa test yaptırılabilir. Test sonucunda risk altında olup olunmadığı belli olur.
Suçiçeğinden bebeğin etkilenmesi gebeliğin dönemine bağlı. Gebelik dönemine göre:
Suçiçeğine bağlı muhtemel doğum defektleri; göz problemleri, yara izi, az gelişme veya gelişme geriliği, küçük kafa ölçüsü ve/veya zihinsel gerilik.
Sağlıklı kişiler 2 kez suçiçeği geçirmez. İmmün sistemlerinde (savunma sistemi) sorun olan kişiler 2. kez enfeksiyon geçirebilirler. 2. kez suçiçeği geçirdiğini düşünen çoğu kimse gerçekte daha önce geçirdiği döküntülü hastalığı suçiçeği sananlardır.
Kedilerin dışkılarında toksoplazmozis hastalığına yol açan toksoplazma gondi paraziti olabilir. Kedi dışkısından başka toksoplazma iyi pişirilmemiş veya iyi yıkanmamış et, sebze ve meyvelerden bulaşabilir. Kedi besleyenler veya daha önce toksoplazma ile karşılaşanlar toksoplazmaya karşı immünite geliştirdikleri için gebelikte tekrar sorun ile karşılaşmazlar.
Daha önce toksoplazmozis geçirmemiş kadınlar gebelikte hastalanırlarsa bebekte enfeksiyon gelişir. Eğer 10.-24. haftalarda toksoplazmozis olursa %5-6 olasılıkla bebekte ciddi sorunlar gelişir.
Toksoplazmozis sonucunda erken doğum, düşük doğum ağırlığı, ateş, sarılık, retina (göz) sorunları, zeka geriliği, konvülzyon, ve beyinde kalsifikasyon (kireçlenme)görülür.
3. trimesterde bebeğe enfeksiyon bulaşma ihtimali artar ancak bebekte oluşturacağı hasar azalır.
Kan testi ile daha önceden toksoplazmozis geçirilip geçirilmediği anlaşılır. Eğer gebelik sırasında toksoplazmozis devam ediyorsa bebeğin risklerini azaltmak için antibiyotik tedavisine devam edilmeli.
Unembryonik gebelik, içi boş gebelik olarak da bilinir. Döllenmiş yumurta rahim duvarına tutunur ancak gebelik kesesi içinde embriyo oluşmaz. Gebelikle ilgili bütün belirtiler olur. Unembryonik gebelik ilk trimesterde olur ve düşükle sonuçlanır.
Unembryonik gebelikte gebelikle ilgili belirtilerin aynısı oluşur. Beta hCG seviyesi yükselir. Plasenta gebelik kesesinin büyümesine belli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar salgıladığı hormonlarla destek olur. Tanı ultrason ile konur. Ultrasonda gebelik kesesi olmasına rağmen embryo gözlenmez.
Unembryonik gebelik oluşmasının nedeni kromozomal bozukluk. Anneden gelen yumurta ile babadan gelen sperm birleşirken hata olur. Bunun sonucunda içi boş gebelik gelişir.
Unembryonik gebelik tespit edildikten sonra kürtaj ile alınmalı. Gebelik ilerleyince düşük olur. Ancak düşük olana kadar bekleme süresinin belli olmaması ve düşüğe bağlı kanama ve enfeksiyon riski artması gebe için daha sıkıntılı olur. Uygun şartlarda kürtaj en iyi tedavi seçeneği.
Unembryonik gebelikten korunma yöntemi yok. Tamamen tesadüfi olan bir durum.
Vajinal kanama çoğunlukla gebeliğin ilk 3 ayında olur ve her zaman bir problem habercisi değildir. Ancak 2. ve 3. trimesterde olan kanamalar çoğunlukla bir komplikasyonun sonucunda olur.
Kanama ile ilgili bazı temel şeylerin bilinmesi gerekir:
Gebeliğin ilk yarısında kanama sıklığı %20-30 oranında olur. Düşük, dış gebelik ve mol gebeliği dışında kanama olabilir. Bu sebepler:
Bebeğin rahim içine yerleşme kanaması Muhtemel döllenmeden 10-12 gün sonra olur. Bazen çok az bazen de adet kanamasına benzer olabilir. Bu kanama nedeniyle kadınlar gebe olduğunun farkına varmayabilir.
Vajen yada idrar yollarındaki enfeksiyon nedeniyle kanama olabilir.
Özellikle rahim ağzı yarası olan kadınlarda olabilir.
Kanama düşüğün belirtisi olabilir ancak kanama sonrası hemen düşük olacak anlamına gelmez. Erken gebelikte normal gebeliklerin %20-30 unda kanama görülmekte. Bu dönemde kanaması olan kadınların yarısında düşük görülmez. Yaklaşık bütün gebeliklerin %15-20 si düşükle sonuçlanır ve çoğunluğu ilk 8 haftada fazla olmak üzere 12 haftaya kadar olur.
Düşüklerin çoğunluğu önlenemez ve en önemli sebep bebeğin sakat olması. Düşük daha sonra sağlıklı bebek olmayacağı veya sizin anormal olduğunuz anlamına gelmez.
Dış gebelik rahim dışında bir yerde gebelik olması. Dış gebeliklerin çoğu tüplerde olur. Dış gebelik olasılığı 60 gebelikte 1’dir.
Erken dönemde olan kanamanın nadir sebeplerindendir. Embryo yerine anormal doku gelişimi olur. Gestasyonel trofoblastik hastalık olarak bilinir. Halk arasında görüntüsü üzüme benzediği için üzüm gebelik denir.
Hafif kanamaların sebebi rahim ağzı yarası ve büyümesi nedeniyle olur. Geç dönem kanamalarının sonucu gebe ve bebek için ciddi tehlikeler doğurabilir. Bu dönemdeki kanamalarda acilen doktorunuza haber vermeniz gerekir.
Plasentanın doğumdan önce rahimde yapıştığı yerden ayrılması sonucunda vajinal kanama olur. Gebelerin % de 1 inde görülür ve çoğunlukla son haftalarda olur.
Plasenta rahim içinde alt kısma ve rahim ağzının çıkışına yerleşir. Çok ciddi bir durumdur. Yaklaşık 200 gebede 1 görülür. Ağrısız kanama olur.
Vajinal kanama doğumun işareti olabilir. Doğumdan önce nişan gelebilir. Eğer erken dönemde (37. haftadan önce) olursa erken doğumun habercisi olur.
Gebelikte yatak istirahatı bazı problemlerden korunmak için gerekli. Yatak istirahatı evde periyodik dinlenme, evde tamamen yatak istirahatı ve hastanede takip edilerek olmak üzere gebeden gebeye değişmekte. Bazı gebelerin belli dönemlerde yatak istirahatına ihtiyaçları olurken bazılarının gebeliğinin çoğunu hastanede geçirmesi gerekir.
Çoğu zaman yatak istirahatı gebenin normale dönmesini yardımcı olur. Yüksek tansiyonda yatak istirahatı stresi azaltarak kan basıncının düşmesine yardımcı olur. İş, aktivite, ağırlık kaldırma ve egzersiz bazı durumları kötüleştirip veya ortaya çıkmasına neden olur.
Yatak istirahatı özellikle sola doğru yatma bebeğe ve vücuda giden kan miktarını arttırıp dolaşımı rahatlatır. Ayrıca bacakları ve dizleri karına doğru çekip bacak arasına yastık koymak uygun olur. Sırt üstü yatarken beli yastıkla desteklemek gerekir.
Çoğu zaman yatak istirahatı gebenin normale dönmesini yardımcı olur. Yüksek tansiyonda yatak istirahatı stresi azaltarak kan basıncının düşmesine yardımcı olur. İş, aktivite, ağırlık kaldırma ve egzersiz bazı durumları kötüleştirip veya ortaya çıkmasına neden olur.
Yatak istirahatı özellikle sola doğru yatma bebeğe ve vücuda giden kan miktarını arttırıp dolaşımı rahatlatır. Ayrıca bacakları ve dizleri karına doğru çekip bacak arasına yastık koymak uygun olur. Sırt üstü yatarken beli yastıkla desteklemek gerekir.
Yatak istirahatı kaslarda zayıflık ve eklemlerde ağrı oluşturur. Uzun süre yatmak ayrıca kan dolaşımını azaltır. Uzun süre yatmak gerektiğinde bir yandan diğerine dönmek kaslar üzerindeki basıncı azaltarak kasları uyarır. Egzersiz kan dolaşımı için önemli. Yatarken yapılabilecek bazı egzersizler:
Egzersiz yaparken karın kasları kullanılmamalı.
Tüm hakları saklıdır. Op.Dr.Zahide KÜÇÜK